“#duymamazlıktangeldim”i #duymazlıktangelemedim

| 5 Mart 2019

Yerleşik yanılgıların değiştirilmesi çok zor bir süreçtir. Özellikle içselleştirilen öğrenmelerde bu durum ket vurma şeklinde telafisi çok da mümkün olmayan sonuçlar doğurmaktadır. Herhangi bir konuda hüküm verirken bu hükmün doğruluğundan şüphe duymamamız, aynı zamanda bunu ifade ederken kelimeleri de düzgün seçmemiz gerekmektedir.
Bugün bir TV programında yapılan bir hata gözüme ilişti. Hata, diğer TV programlarında da uygulanan ve programın bilinirliğini dolayısıyla izlenme sayısını artırmayı amaçlayan Twitter hashtag uygulaması sırasında belirlen içerikte bariz yazım hatası olmasıdır.

#duymamazlıktangeldim yargısını hashtag belirleyen program yapımcıları, dilsel bir hata yaptıklarının farkında değillerdi galiba. Çünkü kelimenin tahlil edildiğinde;

duy-eylem kökü

ma- olumsuzluk eki

maz-geniş zamanın olumsuzu

Şeklinde olduğunu yani iki tane olumsuzluk ekinin üst üste gelmesinin hata olduğunu göreceklerdir. Bu da kast edilen mananın tam zıddını verir ki ifade yanlışlığıdır.

Bu noktada akıllara ilk gelen ise belirtilen TV’de o yayın hazırlanırken sorumlu olan editörün görevini tam manasıyla yerine getirememesidir. Zira bu gibi durumların başlıca sorumluluğu yayın editörüne aittir. O halde editör kimdir ve ne iş yapar?

Editör, yazılı ve görsel basında çalışan ve çalıştığı kurumda dilsel kurallara uygun içeriğin oluşturulmasından sorumlu kimsedir. Buradan hareketle editörün sorumluluklarını şu şekilde sıralayabiliriz:

Haberi oluşturan metnin tümünde, Türkçenin en seçkin ancak en sade ve yalın söyleyişine ulaşabilmek.

Kısa ya da uzun metinlerde paragraflar arasındaki estetik ve mantıksal akışı sağlayabilmek.

Türkçenin sözcük hazinesinin zenginliğine aşina olmak, sözcüklerin yan anlamlarını ve mecaz, terim, deyim anlamlarını tanımak.

Sözcük seçiminin önemini ve metinde uygun sözcüğü bulmanın anlamını fark edebilmek.

Cümlede sözcüğün yerine; cümlede eksik sözcük ya da fazla sözcük bulunmamasına dikkat etmek.

Türkçenin yazım kurallarına hakim olmak.

Bu sorumluluklardan da anlaşılacağı üzere yukarıda bahsi geçen durum talihsizlikle geçiştirilemeyecek kadar ciddidir. Zira yanlış öğrenmelerde yanlışı düzeltmek ve doğrusunu öğretmek epey zaman almaktadır. Özellikle izlenme oranı yüksek programlarda yapılan yanlışlar ise eski tabirle galat-ı meşhur haline dönüşmekte yani yanlış bilgi doğru bilginin önüne geçmekte, yanlış doğru gibi değerlendirilmeye başlanmaktadır. Bu sebepledir ki özellikle yazılı ve görsel basın mensupları yaptıkları işlerde sorumluluklarının bilincinde davranmalı ve işini hakkıyla yerine getirmelidir.

Paylaş


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir