Evrensel Dil Emoji

| 23 Aralık 2018

Emoji, sabit veya animasyonlu bir şekilde dijital iletişimde yüz ifadesini, bir varlığı veya bir kavramı temsil eden küçük bir görüntüdür.

Eylül 1982’de bu denli etki bırakacağından habersiz başladı her şey. İnternetin kendisi çoğunlukla bülten panolarıyken. Carnegie Mellon Üniversitesi’nde bir bilgisayar bilimcisi olan Scott Fahlman, jestlerle yapılan mesajları işaretlemenin bir yolunu arıyordu. Duyguları etiketlemek için 🙂 ve 🙁 ‘in kullanılmasını önerdi ve ifade doğdu.

Emoji, halefi : -) ; -) :<}) gibi noktalama işaretleriyle benzer fonksiyona sahip ama daha işlevseldir. İstenen resmi tıklatarak veya metin karakterlerinden dönüştürülerek bir emoji eklenebilir. Emoji koleksiyonları sosyal paylaşım sitelerinde, akıllı telefon uygulamalarında ve diğer mesajlaşma platformlarında yaygın olarak bulunur.

Noktalama işaretleriyle yapılan ifadelerin kullanılması 35 yıl öncesine dayanırken emojilerin kullanımı 20 yıl öncesine dayanmaktadır. Bu ifade tarzlarının her ikisi de, iletişim biçimimizi değiştirdiği aşikardır. Kıtaları, cihazları, durumları ve kültürleri aşarak iletişimde kullanılmaktalar. Bunun en somut göstergesi ise; çevrimiçi kullanıcıların % 92’si -hangi dili konuştuğuna bakılmaksızın- emojiyi metin ve e-posta metinlerinde olarak kullanmaktadır ve farkında olmadan pek çok insanın emojiye başvurduğu gözlenmektedir. Örneğin öğretmenler sınav notlarına ekliyorlar, film firmaları tanıtımlarında, ulusal liderlerin tweet’lerinde, ve hatta yastıklarda bile… Amerikalı grafik sanatçısı Joe Hale, emojiyi kullanarak masal anlatmaya bile çalıştı. Bu insanların pek çoğu, emojinin iletişim için dünyanın ilk evrensel dili olduklarına inanıyor.

Emoji kelimesi, resim (e) ve karakter (moji) anlamına gelen Japonca sözcüklerden oluşur. İlk emoji simgeleri fikri Japon Shigetaka KURITA tarafından ortaya atılmıştır. KURITA, 1999’da bir süre yoğun bir şekilde çalışarak, telekom şirketi Docomo için 176 sembol üretti. Set, 12×12 ızgara üzerinde pikselli, renkli, kanaviçe benzeri tasarımlar yapmak için sokak levhaları ve Çince karakterlerden ipuçları alarak çalışmasını temellendirdi. Cep telefonu kullanıcılarının 140 karakter limiti dahilinde daha fazla şey söylemelerine yardımcı olmak amaçlanmıştı. Bu çalışmasını bir çizgi filmde duyguları ifade etmek için sembolleri yani emojileri kullanır ve bu kavramlar zamanla Japon telekomünikasyon şirketleri NTT DoCoMo, AU ve Vodafone (şimdiki adı SoftBank Mobile) tarafından benimsenir ve her biri kendi emoji koleksiyonunu yaratır.

2018 Haziranından itibaren Unicode arşivinde toplam 2.823 emojiyi tanımaktadır. Yüz simgeleri şimdi birkaç ten renginde; periler, kadın dedektifler ve fabrikalar vb. pek çok emoji var. WhatsApp’ta , Twitter’da, İnstagram ve Outlook Mail’de bulabilirsiniz. En popülerleri ise kalpler, suratlar ve el hareketleri.

Emoji sayısı arttıkça, çoğunun anlamları yorumlamaya daha açık hale gelmiştir. Gülen yüz veya göze kırpan yüzler gibi temel emojiler genellikle birçok izleyici tarafından aynı şekilde anlaşılırken, başının üstünde mavi üçgenler olan bir adamın görüntüsü veya bir iki elinin bileğe dokunup öne doğru bakması ise farklı yorumlanabilir.

Today Translations’ın CEO’su Jurga Zilinskiene “Adelaide’deki Flinders University’den Professor Harry Owen tarafından yapılan araştırmalar, emoji yüzlerinin beynimiz tarafından gerçek yüzlerle aynı şekilde yorumlandığını” belirtilmektedir ve bu onların değerini açıklamaya çalışmaktadır.

Bu durum da beraberinde farklı sorunları da getirmektedir. Ancak bu sorunların zamanla ortadan kalkacağı su götürmez bir gerçektir.

Peki emojileri kim nasıl oluşturur? Emojiler herkes tarafından üretilebilirken bunların yaygınlık kazanması ise hiç kolay değildir. Bu noktada otorite Unicode alt yapısını yöneten oluşundur ki diğer bir ifadeyle milyarlarca kişi, Unicode’daki 30 garip insana bağlıyız.

Emojiler, MÖ 3. yy’da Helenistik Mısır kenti İskenderiye’de, Aristophanes isimli bir kütüphanecinin kullanmaya başladığı ve 5000 yıllık noktalama işaretlerinin otoritesini de temelden sarsmış durumdadır.

Değişen zaman içinde az karakterle çok şey anlatmak -140 harfe duygu ve düşünceler sığdırılması- zorunluluğu emoji kullanmayı da mecbur kılmaktadır. Bu durumun hangi noktaya ulaşacağı, evrensel bir dil olma yolunda ilerleyen emojinin akıbeti merak konusudur.

Yakın gelecekte soru şeklimizin aşağıdaki şekilde olması ise kuvvetle muhtemeldir.

Aşağıdakilerin hangisinde emoji yanlışı yapıl­mıştır?

A) Artık böyle kös kös gitmekten, çalılara beyhude değ­nek vurmaktan usandım, bıktım…
B) Yaşlı adam, genç misafirine: “Bu sene düğün yok mu?” dedi kibarca.
C) “Buyurun kebaba! Su bedava, gölge bedava!” diye bağıran adamın saçları yoktu.
D) Cumhuriyetçilik; devlet idaresinde milli egemenliği, milli iradeyi ve hür seçimi esas kabul eden ilkenin adıdır.
E) Fotika yaşıyor dedi, sonra odada garip ahenkle inleyen kendi sesine de yabancı kaldı.

Paylaş


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir