Tezhip Sanatı

| 23 Eylül 2018

TEZHİP SANATI NEDİR?

Altın ve süsleme kelimelerinin bir arada olması anlamına gelen tezhip kelimesi, dilimize Farsçadan kazandırılmıştır. Ortaya çıkışı ve gelişmesi; ferman, Kuran ayetleri gibi değerli yazıların, kâğıda ya da levhalara işlenmesi ve manevi değeri göstermek amacıyla olmuştur. Altın maddesine renk verilerek kullanılırsa çeşitli renklerde hazırlanabilir. Kanuni döneminde en favori renk lacivertti. Bu dönemde Osmanlı hanedanına ait kıyafetler tezhiplenmiştir. Bu kıyafetlerin yüzeyleri hattatlar tarafından ayetlerle, hadislerle doldurulmuştur. Tezhip sanatının uygulama teknikleri; klasik tezhip, halkar, zerefşan, saz yolu, Şukufe ve münhanidir.

TEZHİP SANATI NASIL YAPILIR?

Tezhip sanatında temel olarak kullanılan malzeme altın veya boyadır. Altın madde, dövülerek incecik bir tabaka haline getirilir. Sanatta varak olarak kullanılmak üzere hazırlanır. Altın, varak suyun içerisinde ezilerek jelâtin malzeme ile karıştırılır. Böylece karışım belli bir kıvama gelir. Boyalarsa genelde toprak boya olanlardan seçilir. Günümüzde ise sentetik boyalar daha sık kullanılmaktadır

Tezhip sanatçısına müzehhip adı verilir. Müzehhipler, kâğıdın üzerine çizmiş olduğu motifi önce sert bir çinko altlık üzerine koyar ve çizgileri nokta nokta olacak şekilde iğne yardımıyla deler. Sonra noktalanmış kâğıdı, sanatını icra edeceği zeminin üzerine koyar. Delikleri yapışkan bir siyah toz madde ile doldurur. Delikli olan kâğıt kaldırılır ve altında motifin zemine çıkmış olduğu görülür. Motif iyice belirgin hale getirildikten sonra altın veya boya yardımı ile doldurularak tezhip sanatı icra edilir.

TEZHİP SANATININ KULLANIM ALANLARI NERELERDİR?

Tarihsel dönemlerde sık sık kullanılan fermanlarda, tuğralarda, yazma kitaplarda kullanılmıştır. Günümüzde bunlar yapılmadığı için yine eskiden beri olmak üzere kitap ciltlerinde, minyatürlerde, kutu ve sandık süslemelerinde kullanılmaktadır. Ancak günümüzde sık olarak; tekstil sektöründe kumaş deseni tasarlamada kullanılır.

Gelenekselliğe dönüşün başlamasıyla beraber de kravat, eşarp gibi günlük kullanıma uygun malzemelerde tezhip sanatına ait motifler yer almaktadır. Bunların dışında inşa alanında mekân süslemelerinde, duvar, tavan ve merdivenlerde, mobilya üretiminde bu sanata ait motifler sıklıkla görülür. Hem günümüzde hem de geçmişte tezhip sanatı, tabanca kılıflarında ve kabzalarında, okların içine koyulduğu ok kaplarında da sıklıkla kullanılmıştır.

TEZHİP SANATINDA HANGİ MALZEMELER KULLANILIR?

Farklı ayarlarda altınlar kullanılabilir ama eritilmiş olmalıdır. Altının ayarına göre değerinde artış yapılabilir. Sanatı yapmak için fırçaya ihtiyacınız olacaktır ama tüm numaralarını edinmek işinizi kolaylaştırır. Çok ince ucu olan kaliteli bir kurşun kalem, guvaj boyalar, buğday nişastası, arap zamkı, şap, mukavva, maket bıçağı, çini mürekkebi, yapıştırıcılar, cetvel ya da diğer ölçüm aletleri, altın ezmek için kap, aydınger kâğıt tezhip sanatı için gerekli diğer malzemelerdir.

SÜSLEME SANATINDA KULLANILAN TERİMLER NELERDİR?

Desen: Yalnız çizgilerle boyasız olarak yapılan resim.

Motif: Süslemelerde tekrarlanan biçim-öge.

Figür: Resim ve heykelde insan ve hayvan görüntüsü.

Kompozisyon: Bir sanat eserinde kurallara dayalı ve estetik anlamlı düzen kurma.

Üslûp: Bir devrin ya da bir sanatçının kişiliği, bir eserin teknik, renk, kompozisyon biçim ve anlatım bakımından özellikleri.

Üslûplaştırma: Gerçek şekil ve motiflerin karakterini kaybettirmeden basitleştirerek, süslemeyi şematik hale sokmak

Üslûp türleri: Selçuk, Bursa, Edirne, klasik, barok, rokoko, yeni klasik, uyanış gibi bölüm ve karışımlar gösterir. Her uygarlığın kendi adını taşıyan özel ya da karışık üslupları vardır.

SÜSLEME SANATINDA KULLANILAN MOTİFLER NELERDİR?

İslam süsleme sanatlarında figür ve tasvirlere pek yer verilmediğinden, motifler geometrik düzenlemelerle beraber büyük önem kazanmıştır. Yüzyıllar içinde gelişerek çeşitlilik kazanan süsleme elemanı motifleri belli gruplar içinde toplayarak sınıflandırmak, bunları tanımaya kolaylık sağlayacaktır. Bu motifleri üç grupta inceleyebiliriz:

*Bitkisel motifler (naturalist motifler)

*Palmet-lotus

*Çiçekler , yapraklar, ağaçlar

*Soyut Motifler

*Rumi

*Münhanî

*Sembolik motifler

*Bulutlar

*Çintamâni ve üç benek

A.Bitkisel Motifler

a.Palmetus-Lotüs: Çoğunlukla beraber kullanılan bu iki motiften, Lotus, nilüfer çiçeğinin sadeleştirilmiş şeklidir. Palmet ise, kaynağı Asurlular olarak bilinen bir motiftir. Çok zengin çeşitleri olan bu motifler İslam eserlerinde sade ve zarif görünümleriyle çizilmişlerdir.

 

 

b.Çiçekler (Hatai): Gül, gül goncası ve benzer çiceklerin boyuna kesitinin anatomik hatların üslûplaştırılmış görünümleriyle çizilmiş şekline denir. Bazı kitaplarda bu motifin Timur Devleti zamanında Çin Türkistan’ından getirtilerek kullanılmaya başlandığı anlatılırsa da bu doğru değildir. 11. yüzyıl başlarında Karahanlılar Devleti zamanında Çin Türkistanına -“Hatay-Hıtay-Huten” diye adlandırılan ülke- bir sanatçı gönderilip orada “hitay sanatını” öğrenen sanatçı ülkesinde döndüğünde İslam süsleme sanatlarında hatai motifi ile hatai üslubunun temelini atmış olur.

c.Penç: Gül, gül goncası, papatya ve benzer çiçeklerin kuş bakışı görünüşünün stilize edilerek çizilmiş şekilleridir. Çiçekler yapraklarına göre biçimlendirilirler. Pençberk: 5’lik yaprak demektir. 13. ve 14. yüzyıllarda sevilerek kullanılan hatai motifi ile 15. yüzyılda yavaş yavaş diğer narçiçeği, nergis, sümbül gibi çiçeklerin de katılımıyla süsleme sanatında rumilerin ve geometrik düzenlemelerin yerini natüralist düzenlemeler almaya başlar. Özellikle 16. yüzyılda lale çiceğinin tezyini sanatlarda kullanılmaya başlamasıyla yepyeni bir dönemi başlatır.

d.Yapraklar: Süsleme sanatlarında diğer bir özellikte her çiçeğin kendi yaprağıyla kullanılmış olmasıdır. Hiçbir zaman bir gül bir karanfil yaprağıyla birlikte çizilmemiştir. Bu özellikten başka hançer yaprağı adı verilen kavisli iri ve büyük yapraklar kullanılmış ve sadece bu yapraklarla yapılan kompozisyonlar olmuştur. Bu kompozisyonlarda Hayvan figürleri de görülür. 16. yüzyılın bu süsleme tarzı “saz üslubu” diye adlandırılır.

 

e.Ağaçlar: Süsleme sanatında daha çok ölümü ve cenneti sembolize eden ağaçlar kullanılmıştır. Selvi (Servi) ölümü ve aynı zamanda halk arasında ince ve uzun boylu sevgiliyi de sembolize eder. Nar ağacı ise cenneti temsil ettiği için severek kullanılmıştır.

 

B.Soyut Motifler:

B.a.Rumî: Sözlük anlamı Anadolu’ya ait demektir. Orta Asya kökenli olan motifin ilk yaygın kullanımı Selçuklu Devleti zamanında olduğu için “Selçukî” adını verenler de vardır. 16. yüzyılda çok çeşitli yorumları çizilmiş olan bu motif, şekline ve kompozisyonlarda kullanılış biçimine göre iki türlüdür.

  1. Çizilişine göre:

a) Sade Rumî: Buna dini Rumî de denir. En basit şekliyle çizilmiş Rumî örneğidir.

b)Dendanlı Rumî: Sade Rumî sınır çzgisinin iç kısmında münhani örneklerle süslenmiş rumi örneğidir.

c)Kanatlı Rumî: Rumî motifinin iki kola ayrılarak çizilmiş şeklidir.

d)Sarılma Rumî: Buna *sansür*ide Rumî de denir. Kendi içinde sarılma ve bükülme anlamında Farsça bir terimdir. Rumî motifinin üzerine çıkma yaparak sarılmış rumi örneğidir.

e)Sencide Rumî: Ölçülü iki taraflı çizilen Rumî çeşidi anlamında Farsça bir terimdir. Sanki iki Rumî sırt kısmında birleştirilmiş gibidir.

f)İşlemeli Rumî: Büyük bir Rumî motifinin iç kısmında hatai grubu motifler yer alır.

  1. Kompozisyondaki kullanımına göre:

a)Ayrılma Rumî: Bir kompozisyonda deseni paftalara ayırarak, kompozisyonda daha uygun bir görünüm sağlamaya ayrılma rumi denir. Bu bölümde zemin, uygun şekilde farklı renkte boyanır. Bu görevi hemen her çeşit rumi motifi yapar.

b)Tepelik Rumî: Kompozisyonlarda sonlandırıcı veya sınırlayıcı görev yaparlar. Bazen tığ şeklinde de kullanılırlar. Simetrik düzenleme uygulanır.

c)Ortabağ Rumî: Rumî kompozisyonunun çiziminde rumilerin saplarının bir noktada birleşip tekrar o noktadan ikiye ayrılmalarında, birleşme noktasına konan rumili düzenlemeye ortabağ rumi denir.

d) Salyangoz: Salyangoz diye adlandırılan küçük rumi tarzındaki kıvrımlar simetrik dörtlü hattın çakışma noktasında kullanılır. Bağlayıcı bir özellik taşır.

e)Üç-iplik Rumî: Birbiri içinden geçen üç hat üzerinde rumilerin aynı yönde dizilerek meydana getirdiği zarif bir rumi örgüsüdür. Bordürlerde kompozisyonları sınırlayıcı olarak kullanılır.

B.b.Münhani : Eğri, çizilmiş anlamındadır. 11. ve 15. yüzyıl’larda yazma eserlerin hemen her bölümünde kullanılmıştır. Bazen bordür şeklinde ya da müstakil olarak çizilmiştir. Rumîlerden farklı bir çizim özelliğine sahiptirler. Kompozisyonların hazırlanışında bir hat üzerinde değil, birbirine bitişik olarak çizilir ve açıktan koyuya doğru kademeli bir şekilde boyanır.

 

C.Sembolik Motifler:

Bunlar da iki gruptur:

C.a.Bulutlar: Süsleme sanatlarında kullanılan bulutlar, doğanın bir elemanı olma fikriyle değerlendirilip kullanılmışlardır. Bulutlar kendi hatlarını devam ederek çizilirler ve başka motiflerle karışmazlar. Çizim şekillerine ve kullanım özelliklerine göre rumiler gibi isim alırlar

  1. Çizimdeki özelliklerine göre:

a)Serbest bulut: Kompozisyonlara serbest şekilde çizilerek yerleştirilirler.

b)Yağma bulut: Bulut şekillerinin daha kesif olarak bir arada çizilmeleridir. Serbet olarakta yerleştirilirler.

 

  1. Kompozisyondaki durumuna göre:

a)Nokta bulut: Yağma şeklinde çizilirler. Nokta bulut denmesinin nedeni, desende motiflerin yer alacağı dalların çıkış noktasını teşkil ederler.

b)Ayırma bulut: Ayırma rumilerin kullanılmadığı yerde aynı görevi yapacak şekilde kullanılırlar. Renk ayırımına yardımcı olmaları nedeniyle deseni monotonluktan kurtarıp, daha ahenkli görünmesini sağlarlar.

c)Ortabağ bulut: Çardaklı ve çember diye de isimlendirilen bulut motifi. Çiçeklerin saplarını bağlamada, bazen de iki bulut arasında bağlantıyı sağlamada kullanılırlar.

d)Tepelik bulut: Kompozisyonların sınırlandırılmasında kullanılırlar. Desenlerin bitişini belirtir.

e)Hurde bulut: Bu düzenlemede rumilerden farklı olarak kendi bünyelerinde değil, yaprak veya hatai çiçeğiyle beraber kullanılarak değerlendirilirler.

f.Çintamâni : Genellikle üç benekle birlikte kullanılan çintamâni, bulut ve hatai motifleri gibi Orta Asya kaynaklıdır. Yanyana uzanan iki dalgalı şekil kaplan ve pars postunu hatırlatır. Biri üstte ikisi altta üç benekten oluşan düzenleme dekoratif anlamda süsleyici olarak kullanılmıştır. Bazen beneklerin içine tek tarafa daha yakın çizilen daireler onların hilal şeklini almalarını sağlar. Timur devleti dönemine ait sikkelerde görülen bu üç beneğe “Timucin” adı verilir. Türk bezeme sanatında ise gücün ve saltanatın sembolü olarak kullanılmıştır. Bazen üç beneğin bir arada kullanıldığı örnekler olduğu gibi bazen de her iki motif ayrı ayrı kullanılmıştır.

Paylaş


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir